şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...

ben neden burdayım:)

ben ve içimden gelenler....



Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler


BEN SANA MECBURUM BİLEMEZSİN

Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum.
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun.

Ölmek kimi zaman rezilce korkuludur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

Fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin.

Atilla İLHAN


Tarih: 17:23, 19/10/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

ELİF

İncecikten bir kar yağar
Tozar Elif Elif diye
Deli gönül abdal olmuş
Gezer Elif Elif diye

Elif'in uğru nakışlı
Yavru balaban bakışlı
Yayla çiçeği kokuşlu
Kokar Elif Elif diye

Elif kaşlarını çatar
Gamzesi bağrıma batar
Ak elleri kalem tutar
Yazar Elif Elif diye

Evlerinin önü çardak
Elif'in elinde bardak
Sanki yeşil başlı ördek
Yüzer Elif Elif diye

Karac(a)oğlan eğmelerin
Gönül sevmez değmelerin
İliklenmiş düğmelerin
Çözer Elif Elif diye

 

Karacaoğlan



Tarih: 17:05, 19/10/2006
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

KAPLUMBAĞA

Hikaye bu ya, bir zaman gelmiş ve kaplumbağalar ülkesinde su
tükenmiş. napıcaz ne edicez diye düşünmeye başlamışlar. aralarından en
yaşlı ve bilge olanı "şu dağı görüyor musunuz?? onun arka tarafında büyük
bir göl var. "demiş. ee koca dağı hepsi birden aşamazlar..arada yaşlı
olanlar var. bunun üzerine oraya gidip su getirmeleri için en genç 2
kaplumbağa seçilmiş. genç kaplumbağalar 25 yıl sora göle ulaşmışlar.
(ohaa demeyin..ancak çıkmışlar dağı. hem nasıl olsa uzun yıllar
yaşıyorlar.) ve o anda farketmişler. suyu alıp götürmek için yanlarına
kap almayı unutmuşlar. kaplumbağalardan biri;
-ee napıcaz şimdii?? birimizin gidip kap alması lazım. diğerimizde
burda bekleyelim ki kimse gelip içmesin sudan!! en iyisi sen git!
-olmazzz... ben gidicem sen ya suyu içersen. o zaman köy susuz
kalır ve hepimiz ölürüz susuzluktan!
-yok valla bak yemin ederim ağzımı sürmiycem. sen git al gel
kabı bekliycem. söz veriyorum!
bunun üzerine diğer kaplumbağa yola çıkmış. orda kalanda beklemeye
başlamış. aradan 30 yıl geçmiş. 50 yıl. 60 yıl... sonunda bekleyen
kaplumbağa bu böyle olmıycak demiş... galiba gelmiycek bu. köydekiler de
öldü heralde susuzluktan... en iyisi ben biraz su içeyim de bari ben
hayatta kalayım... kaplumbağaların soyu devam etsin. tam eğmiş kafasını
göle doğru bir yudum alacakken çalıların arkasından bir ses duyulmuş...
-bak böyle yaparsan gitmem
amaaa!!!!!!!!!! :))))))))))))))))))))))))


Tarih: 16:50, 19/10/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

BELKİ DE PROBLEM SİZDEDİR:)

Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi duymadığından
korkuyormuş ve karısının işitme cihazına
ihtiyaç duyduğunu
düşünüyormuş.Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden
emin değilmiş.Bu
durumu konuşmak için aile doktorunu aramış;
doktor adamın
karısının
nekadar duyduğunu anlayabilmesi için basit
bir yöntem
önermiş."Yapacağın şey şu, karından 40 adım
ileride
dur, normal bir
konuşmatonuyla bir şeyler söyle; eğer
duymazsa 30 adım ilerisinde
aynı
şeyi tekrarla, sonra20 adım; cevap alana
kadar aynı şeyi
tekrarla"
O akşam karısı mutfakta
akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi
uygulamayakoymuş. 40 adım uzaklıktan
karısına normal bir
konuşma
tonuyla seslenmiş
"Hayatım bu akşam yemekte ne
var?"
Cevap yok Mutfağa biraz
yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve
soruyu tekrarlamış "Hayatım bu akşam
yemekte ne var?"
Gene cevap yokMutfağa biraz
daha yaklaşmış, mesafe 20 adım ve
tekrar sormuş
"Hayatım bu akşam yemekte ne
var?"
Hala cevap yok. Adam
mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice
azalmış ve soruyu tekrarlamış
"Hayatım bu akşam yemekte ne
var?"
Gene cevap alamamış. Bu
sefer karısına iyice yaklaşmış ve aynı
soruyu tekrar sormuş
"Hayatım bu akşam
yemekte ne var?"
"Hayatım beşinci kez
söylüyorum, Tavuk"
Hikayenin ana fikri: >
Belki de genelde
düşündüğümüz gibi problem daima karşımızdaki
kişilerde olmayabilir.Problemlerin sebebini
birazda kendimiz de
aramalıyız:))



Tarih: 16:46, 19/10/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

TAHTA PERDEDEKİ ÇİVİ

 

Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona
çivilerle dolu bir torba vermiş. " arkadaşların ile tartışıp
kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak"
demiş.
Genç, birinci (ilk) günde tahta perdeye 37 çivi çakmış.
sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve
geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki
hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden
tahta perdenin önüne götürmüş. Gence "bugünden başlayarak
tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden
bir çivi çıkart (sök)" demiş.
Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki her çivi çıkarılmış. Babası
ona "aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık
çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak" demiş.
Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir.
Her kötü kelime bir yara (delik) bırakır. Bir çatal bir arkadaşlara
(bu cümle anlaşılmıyor) sokabilirsin ve çıkartabilirsin, Arkadaşına
bin defa kendisini affettiğini söyleyebilirsin ama bu delik aynen
kalacak(kapanmayacak). Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir.
Seni güldürür yüreklendirir sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur
seni dinler sana yüreğini açar" demiş.

 


Tarih: 20:34, 17/10/2006
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
Survivor Türkiye-Yunanistan Ne yapıyor?
sizce Survivor Türkiye-Yunanistan geçmişteki düşmanlığı tekrar mı canlandırıyor?
Evet kesinlikle!
Hayır ne münasebet bu sadece bir oyun.
Biz hiçbir zaman düşman olmadık ki!
Canlandırmak mı!Düşmanlık ne zaman bitmişti ki!
Aman yaaaa banane!!!

dog ramps
Free Hit Counters
dog ramps
<- bu son nokta:) | daha bitmediiiii:) ->


Cursors